Kayıt Ol Giriş
Makale

Bir Eğitim Sistemi Kurmak: Görünmeyen Disiplin

Hayata dair satranç.

Bir Eğitim Sistemi Kurmak: Görünmeyen Disiplin
Fatih Öztürk
19 Dec 2025
170 Okunma

Bazı eğitim sistemleri yüksek sesle konuşur. Ne yaptığını, nasıl yaptığını, neden farklı olduğunu sürekli anlatır. Broşürlerle, sloganlarla, iddialı cümlelerle kendini var etmeye çalışır. Bazı sistemler ise sessizdir. Kendini anlatmaz, kendini gösterir. Çocuğun davranışında, düşünme biçiminde, karar alma hızında ve en önemlisi hata karşısındaki tutumunda ortaya çıkar. Yıllar içinde şunu net bir şekilde gördüm: Sessiz olan sistemler daha kalıcıdır.

Uyguladığım yaklaşımda ilk dikkat ettiğim şey, çocuğun düşünme temposudur. Günümüz çocukları hızlı olmaya teşvik ediliyor. Hızlı cevap, hızlı çözüm, hızlı başarı… Oysa satranç, hızla değil zamanlamayla kazanılır. Derste hamle yapmadan önce durmayı, eli taşa götürüp geri çekmeyi, bir ihtimali daha düşünmeyi özellikle teşvik ederim. Bu küçük gecikmeler, çocuğun zihninde büyük bir düzen kurar. Çocuk, acele etmediğinde hata sayısının azaldığını bizzat deneyimler. Hamleler çoğu zaman hemen onaylanmaz. Doğru bile olsa beklenir. Bu bekleyiş, bilinçli bir tercihtir. Çünkü o sessizlikte çocuk kendi kararını yeniden tartar. “Gerçekten böyle mi olmalıydı?” sorusu devreye girer. Dışarıdan bakıldığında bu bir suskunluk gibi görünür. Ama aslında çocuğun iç sesiyle tanıştığı andır. Zamanla çocuk, onay beklemeden düşünmeye başlar. Bu alışkanlık, onu başkasına bağımlı değil, kendi kararının sorumluluğunu alabilen bir bireye dönüştürür. Tahtaya bakarken taş saydırmam. Konumu okutmaya çalışırım. “Ne görüyoruz?” sorusu, “Ne yapmalıyız?” sorusundan önce gelir. Çünkü doğru hamle, doğru bakış açısıyla başlar. Çocuk taşların birbiriyle olan ilişkisini anlamaya başladığında, hesaplama daha anlamlı hâle gelir. Aksi hâlde satranç, mekanik bir egzersize dönüşür. Oysa satranç, yalnızca hesap değil; anlam işidir.

Hatalar, derslerin merkezindedir. Mükemmel oyunlar değil, hatalı anlar konuşulur. Çünkü kusursuz oyunlar ilham verir ama hatalar öğretir. Çocuk, bir hatayı incelerken kendini o pozisyonun içinde görür. “Ben de burada acele ederdim” dediği anda öğrenme gerçekleşir.     Bu yaklaşım, çocuğun hatayla olan ilişkisini kökten değiştirir. Hata, saklanacak ya da utanılacak bir şey olmaktan çıkar; analiz edilecek bir veriye dönüşür. Açılış öğretiminde ezbere özellikle mesafe koyarım. Elbette prensipler vardır ama hamle sıraları ezberletilmez. Çocuk merkezin neden önemli olduğunu, taşların neden geliştirildiğini kavradığında, karşısına çıkan beklenmedik hamleler onu dağıtmaz. Çünkü ne yaptığını değil, neden yaptığını bilir. Bu esneklik, yalnızca satrançta değil, hayatta da büyük bir avantaj sağlar. Plan bozulduğunda panik yapmayan çocuklar böyle yetişir.

Antrenmanların bir bölümü bilinçli olarak sessiz geçer. Sürekli konuşulan, sürekli yönlendirilen ortamda düşünce kök salmaz. Sessizlik, çocuğun dikkatini dış uyaranlardan alıp zihnine yönlendirir. Zamanla çocuk bu sessizliği talep eder hâle gelir. Bu, dikkatin artık dıştan değil, içten yönetildiğinin göstergesidir. Günümüz dünyasında bu beceri, başlı başına bir kazanımdır. Seviye farkı olan gruplarda içerik aynı başlıkta ilerler ama derinlik değişir. Aynı konu, bir çocuk için temel farkındalıkken, bir diğeri için stratejik bakışa dönüşür. Sistem, çocuğu zorla hizaya sokmaz. Çocuğun kendi hizasını bulmasına yardımcı olur. Bu esneklik, sürdürülebilir gelişimin temelidir.

Maç analizlerinde skor neredeyse hiç konuşulmaz. Asıl konuşulan şudur: Nerede düşündün, nerede acele ettin, nerede vazgeçtin? Çocuk, maçını anlatırken aslında kendini anlatmaya başlar. Bu anlatım, düşünceyi yapılandırır. Düşüncesini ifade edebilen çocuk, düşüncesini yönetebilir. Bu beceri, sınıf içinde de sosyal hayatta da karşılık bulur. Bu yaklaşımda satranç bir hedef değil, bir araçtır. Ama çok güçlü bir araçtır. Çünkü çocuğa düşünmenin zahmetli ama değerli bir şey olduğunu öğretir. Beklemenin kayıp değil, kazanç olabileceğini gösterir. Doğru hamlenin çoğu zaman hızlı olandan değil, yerinde olandan çıktığını fark ettirir.

Bir sistemin çalıştığını, çocukların kazandığı kupalardan değil; derste sorduğu sorulardan anlarım. “Burada başka ne olabilirdi?” diye soran çocuk, artık yalnızca satranç oynamıyordur. Düşünüyordur. Ve düşünmeyi öğrenen bir çocuk, nerede olursa olsun fark edilir.

Sessizdir ama sağlamdır.
Hızlı değildir ama derindir.

Bazı eğitim sistemleri öğrettiği konularla hatırlanır. 

Bazıları ise yetiştirdiği insanlarla.

Tüm Bloglar

Diğer Blog Yazıları

Satranç ve Çocuk: 4. Bölüm
Makale

Satranç ve Çocuk: 4. Bölüm

Düşünmeyi Öğrenen Çocuk: Akademik Zekânın Sessiz Güçlenişi

Devamını Oku
Satranç ve Çocuk: 3. Bölüm
Makale

Satranç ve Çocuk: 3. Bölüm

Tahtada yalnız, hayatta güçlü: özgüven ve sorumluluğun inşası

Devamını Oku
Satranç ve Çocuk: 2. Bölüm
Makale

Satranç ve Çocuk: 2. Bölüm

Kaybetmeyi Öğrenen Çocuk: Duygusal Dayanıklılığın Sessiz İnşası

Devamını Oku